“Bunu veda değil, içten bir ‘Merhaba!’ olarak algılamanı istiyorum. Eğlenmeyi beceremeyen; melankolik, garip bir adam olduğum için senden özür dilerim. Hiç kimsenin bana sahip olmasını istemediğim gibi, ben de hiçbir şeye sahip olmadan gitmek istiyorum. (…) Hiç doğmamış gibi yerli, hiç ölmeyecekmiş gibi yabancısıyım buraların. (…) Sanatımı güçlendirmesi için hayatımı uzun zaman önce akışına bıraktım. Ben bir insan delisiyim. Onları tanımaktan ve kullanmaktan olağanüstü bir zevk duyuyorum. (…) İntikam için yazan ve haklı çıkmak için ölmek isteyen bir çocuğum ben. İnsanların beni sevmesini değil, anlamasını istiyorum…” Aytuğ Akdoğan’ın özgün ve sarsıcı edebiyatının temellerini attığı bu kitabı hâlâ tartışma konusu olmaya devam ediyor. Hiçliği arzulasa da içinden yaşam sevinci de fışkıran bir anti-kahramanın ağzından yazılmış bu kitap, genç bir yazarın öfkesine, yalnızlığına, arayışlarına ve kaybettiklerine acımasız bir dürüstlükle ışık tutuyor. Artık yavaş yavaş yurt dışında da ilgi görmeye başlayan Akdoğan’ın soru işaretleriyle dolu zihninde bir yeraltı yolculuğuna çıkmak, insana kendini aynaya bakar gibi hem güzel hem de savunmasız hissettirecek.

  • Müşteri

    Epsilon